13 Haziran 2025 Cuma


Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Yetim / Hikmet Zeki KAPCI

ISBN: 978-625-00-2152-1

Kaynak var, Dizin yok

 

 

          Birinci Baskı :  Kriter Yayınevi, İstanbul 2016

            İkinci Baskı:  Google Play Kitap, 2024

      Kapak Tasarımı :  Emin Erdem Kapcı

                                                                      Mizanpaj :   https://bionluk.com/antiker

       Elektronik Baskı :  Google Play Kitap

 

 

 

© Hikmet Zeki KAPCI

Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.

 

 

 

www.hzkapci.com

hikmetzekikapci@gmail.com

 



İÇİNDEKİLER

Önsöz. vii

Tablolar.. xi

Resimler.. xiI

Kısaltmalar.. xii

Giriş. 1

1.         Vakıflar.. 11

A)  Osmanlı’da Vakıf. 12

A.1. Menkul ve Gayrimenkul Oluşlarına Göre Vakıflar 16

A.2. Mahiyeti Bakımından Vakıflar 16

A.3. Mülkiyeti Bakımından Vakıflar 17

A.4. İdaresi Bakımından Vakıflar 17

A.5. Kiraya Verilmesi Bakımından Vakıflar 17

B)  Vakıf ve Yetim.. 18

2.         Eytam Nezareti ve Eytam Sandıkları 21

A)  Kuruluşu ve Nizamnameleri 21

B)  Teşkilatlanma ve Faaliyetleri 23

3.         Darülaceze. 27

A)  Kuruluşu ve Nizamnameleri 27

B)  Kurumun Faaliyetleri 33

4.         Mithat Paşa’nın Yetimleri: Islahhane ve Sanayi Mektepleri 39

A)  Kuruluşu ve Nizamnameleri 39

B)  Eğitim Hizmetleri 45

5.         Darüşşafaka.. 51

A)  Kuruluşu. 51

B)  Eğitim Hizmetleri 54

6.         Sultan II. Abdülhamid ve Yetimler:                            Darülhayr-ı Âli 61

A)  Kuruluşu. 61

A.1. Kuruluş Amacı 65

A.2. Nizamnamesi ve Dâhilî Talimatnamesi 66

B)  Darülhayr-i Ali’de Eğitim-Öğretim.. 68

B.1. Eğitim Usulü. 69

B.2. Sınavlar ve Not Verme Şekli 70

B.3. Diploma. 71

B.4. Ders Müfredatı 72

B.4.a. Ramazan Ayına Özel Ders Programı 73

B.4.b. Kültür Dersleri 75

B.4.c. Meslek Dersleri 78

B.4.c.1 Şimendifercilik Eğitimi 80

B.4.c.2. Atölyelerde Gerçekleşen Üretim.. 81

B.5. Öğrenci Kabulü. 82

B.6. Disiplin İşleri 86

B.6.a. Ödül 87

B.6.b. Ceza. 89

B.7. Mezuniyet 93

C)  Darülhayr-i Âli’nin Kapatılması 95

7.         İttihat ve Terakki’nin Yetimleri:                                 Darüleytamlar   97

A)  Kuruluşu. 97

B)  Darüleytamların İdaresi 100

C)  Darüleytamlarda Eğitim.. 104

D) Kazım Karabekir ve Yetimler 111

8.         Himaye-i Etfal’den Çocuk Esirgeme Kurumu’na.. 113

A)  Cemiyetin Kuruluşu ve Teşkilatlanması 113

B)  Cemiyetin Nizamnameleri 123

C)  Cemiyetin Hizmetleri 128

Ekler.. 133

Ek. 2 Salname-i Maarif, 1321, s. 274. 137

Ek. 3 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yetimlerle İlgili Kanunlardan Bazıları 138

Ek. 4 Darüleytam Listesi 145

Ek. 5 Öksüz Yurtlarının Kapatılmasına Dair Kanun. 146

Ek. 6 Çocuk Esirgeme Kurumu’nun 1951 yılı itibariyle menkul ve gayrimenkullerini gösterir listeler. 147

Kaynakça.. 151



Giriş

Devletler, maddi ve manevi açıdan sağlıklı bir toplum ile varlığını devam ettirebilir. Sağlıklı toplum ise sağlıklı bireylerden oluşmak zorundadır. Bu ise çocukların hem maddi hem de manevi açıdan içinde bulunulan çağın ötesinde, geleceğin dünyası için hazırlanmaları ile mümkündür. Bu sebeple, vazife öncelikli olarak ebeveyne sonrasında ise devlete aittir. İşte bu noktada ebeveyni olmayan çocukların ve çocuğun velayetini taşıyacak ehliyeti bulunmayan kişilerin çocuklarının durumu gündeme gelmektedir. Kimsesiz, yetim veya öksüz bu çocukların ihmali toplumun geleceği açısından büyük tehlikeler doğuracağı aşikârdır. Bu tehlikeleri bertaraf etmek için tarih boyunca insanlar gelenek ve inançlarına göre çocuklarını yetiştirmeye ve korumaya çalışmışlardır.

Çocuk, küçük yaştaki kız veya erkek olarak tanımlandığı gibi gereğince olgunlaşmamış insan olarak da ifade edilmiştir[1]. Bebeklik ile ergenlik veya rüşd[2] arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kıza çocuk dendiği[3] gibi yaş küçüklüğünden dolayı henüz mükellef olmayan ve her çeşit muameleyi yapmaya yetkili bulunmayan insana da çocuk adı verilmiştir[4]. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre çocuk, daha erken yaşta ergen olsa bile 18 yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanmıştır[5].

Tarih boyunca çocuğun statüsü toplumdan topluma farklılık göstermiştir. Eski Yunan’da velayeti babada olan çocuk, bu hakkın kötüye kullanılması durumunda devletten yardım isteme hakkına sahip olmuştur. Isparta Site Devleti’nde ise çocuk, yedi yaşına kadar ailenin koruması altında kalırken, yaşını dolduran çocuk devlet tarafından asker yetiştirilmek amacıyla aileden alınmıştır. Roma’da durum çok daha farklı olmuştur. Babanın çocuklar üzerindeki hakkına sınır konmamış, çocuğu terbiye etmek amacıyla dövmesine, bir organını kesmesine, öldürmesine, satmasına ya da sokağa bırakmasına müsaade edilmiştir[6].

Türkler’de ise çocuğa değer verilmiş, kız ya da erkek olmasına bakılmamıştır. Ancak, çocuksuz ailenin itibarı düşmüştür[7]. Oğlanın terbiyesi babaya, kızın terbiyesi ise anneye bırakılmıştır. Oğlanın babaya, kızın anaya çekmesi hoş karşılanmış, bu durumdaki oğlana “ataç”, kıza ise “anaç” denmiştir. Babanın çocukları üzerinde sınırsız velayet hakkı olmamıştır[8].

Yahudilik ve Hristiyanlığın kutsal kitaplarında öksüz çocukla ilgili hükümlere rastlamak mümkündür. Eski ve Yeni Ahit’te 33 yerde “öksüz” ifadesine rastlanmaktadır. Bunlardan 17’si öksüzle ilgili hüküm ve emirleri içermektedir. Bu ayetlerde bir taraftan emir verilirken diğer taraftan tehditlere de yer verilmiştir. “Dul ve öksüzün hakkını yemeyeceksiniz”[9]. “Öfkem alevlenir, sizi kılıçtan geçirtirim. Kadınlarınız dul, çocuklarınız öksüz kalır”[10]. “Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız”[11]. “‘Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!’ Bütün halk, ‘Amin!’ diyecek”[12]. “Zayıfın, öksüzün davasını savunun, Mazlumun, yoksulun hakkını arayın”[13]. “Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme”[14]. “İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun”[15]. “Yoksullardan adaleti esirgemek, Halkımın düşkünlerinin hakkını elinden almak, Dulları avlamak, Öksüzlerin malını yağmalamak için Haksız kararlar alanların, Adil olmayan yasalar çıkaranların vay haline!”[16] “Semirip parladılar, Yaptıkları kötülüklerle sınırı aştılar. Kazanabilecekleri halde öksüzün davasına bakmıyor, Yoksulun hakkını savunmuyorlar”[17]. “RAB diyor ki: Adil ve doğru olanı yapın. Soyguna uğrayanı zorbanın elinden kurtarın. Yabancıya, öksüze, dula haksızlık etmeyin, şiddete başvurmayın. Burada suçsuz kanı dökmeyin”[18]. “Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın”[19]. “Her şeye egemen RAB, “Yargılamak için size yaklaşacağım” diyor, “Büyücülere, zina edenlere, yalan yere ant içenlere, işçinin, dulun, öksüzün, yabancının hakkını çiğneyenlere –benden korkmayanlara– karşı hemen tanık olacağım”[20].

Yine bu kitaplarda öksüze yardım edilmesine dair hükümlere de yer verilmiştir. “Tarlanızdaki ekini biçtiğinizde, gözden kaçan bir demet olursa, almak için geri dönmeyin. Onu yabancıya, öksüze, dul kadına bırakın. Öyle ki, Tanrınız RAB el attığınız her işte sizi kutsasın”[21]. Zeytin ağaçlarınızı dövüp ürününü topladığınızda, dallarda kalanı toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Kalanları yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız”[22]. Bağbozumunda artakalan üzümleri toplamak için geri dönmeyeceksiniz. Yabancıya, öksüze, dul kadına bırakacaksınız”[23]. “Üçüncü yıl, ondalığı verme yılı, bütün ürününüzün ondalığını bir yana ayırın. Ayırma işini bitirdiğinizde, ondalığı Levililer’e, yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz. Öyle ki, onlar da kentlerinizde yiyip doysunlar”[24]. “Baba Tanrı’nın gözünde temiz ve kusursuz dindarlık, kişinin sıkıntı çeken öksüzler ve dullarla ilgilenmesi ve kendini dünyanın lekelemesinden korumasıdır”[25].

İslamiyet çocuğa özel bir önem vermiş, İslam düşünürleri çocukla ilgili konuları bağımsız bir inceleme alanı haline getirmişlerdir. Estruşeni’nin (Ö: H. 632) çocuk hakkındaki hükümlere ve dinî konulara yer verdiği Ahkamı’s-Sığar isimli eserinin yanında çocuk eğitimi ve öğretimi ile ilgili konulara yer veren İbn-i Sahnun’un (Ö: H. 240) Adabu’l Muallimin, Kaabisi’nin (Ö: H. 403) Risaletu’l- Muallimin ve Zernuci’nin (Ö: H. 593) Talimu’l-Müteallim li-Tariki’t-Taallüm adlı eseri bu konuda yapılan çalışmalardan bir kaçını teşkil etmektedir[26].

İslam, çocuğun terbiyesi, korunması ve yetiştirilmesi konularına hassasiyetle yaklaşmış, bir takım kanunlar ortaya koymuştur. Buna göre;

·      Beslenme, giyim, mesken ve tedavi gibi zaruri ihtiyaçları içeren nafaka hakkı, velisi üzerine, velisi yoksa veya acizse devlet üzerine yüklenmiştir.

·      Ortalama yedi yaşına kadar çocuğun terbiyesi ve bakımı, annesine veya anne tarafından kadın akrabalarına yüklenmiştir.

·      Farz-ı ayn olan ilimlerin öğretilmesinden ve çocuğun meslek sahibi yapılmasından velisini ve devleti sorumlu tutmuş, temel eğitimi meccani ve mecburi yaparak çocuğu hayata hazırlama işini garanti altına almıştır.

·      Ceza konusunda büyüklerden ayırarak psikolojisinin bozulmasını engellemiştir.

·      Her çocuğa, rüşd yaşına kadar, hacr[27] hakkı tanıyarak malının yağmalanmasını ve istismar edilmesini engellemiştir. Velisi, bu yaşa kadar çocuğun lehinde olan kararları uygulamaya yetkili kılınmıştır.

KİTABIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN : GOOGLE PLAY KİTAP

[1]  Cüneyd Okay, Osmanlı Çocuk Hayatında Yenileşmeler 1850-1900, Kırkambar Yayınları, İstanbul 1988, s. 24

[2]  Rüşd: Uygun ve normal davranış anlamına gelir. Dinî ve malî konularda salah, normal davranış ve hareket etmektir. Bkz. Orhan Çeker, İslam Hukukunda Çocuk, Kayıhan Yayınları, İstanbul 1990, s. 60; Ayrıca, Hukukta Rüşd, malını gözetip kullanma ve koruma konusunda dikkatli davranan, harcamalarında ihtiyaçlarını gözeten, savurganlık ve israfa kaçmayan kişini vasfı anlamında kullanılır. Bu özelliğe sahip kişiye “Reşit” denir. Bkz. Celal Erbay, İslam Hukukunda Küçüklerin Himayesi, 1992, s. 119

[3]  Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara 2005, s. 444; Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Milliyet Yayınları, 17. Cilt, İstanbul 1986, s. 2762; Erbay, s. 9

[4]  Çeker, s. 29

[5]  Düstur, V. Tertip, 44. Cilt.

[6]  Erbay, s. 15

[7]  Sıddık Ünalan ve Hakan Öztürk, “İslamiyet’ten Önce Türkler’de Eğitim ve Öğretim”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13: 2, 2008, s. 96-97

[8]  İlhan Aksoy, “Türklerde Aile ve Çocuk Eğitimi”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 16, Kış 2011, s. 13-14

[9]  Mısır'dan Çıkış 22/22

[10] Mısır'dan Çıkış 22/24

[11] Yasa'nın Tekrarı 24/17

[12] Yasa'nın Tekrarı 27/19

[13] Mezmurlar 82/3

[14] Süleyman'ın Özdeyişleri 23/10

[15] Yeşaya 1/17

[16] Yeşaya 10/1-2

[17] Yeremya 5/28

[18] Yeremya 22/3

[19] Zekeriya 7/10

[20] Malaki 3/5

[21] Yasa'nın Tekrarı 24/19

[22] Yasa'nın Tekrarı 24/20

[23] Yasa'nın Tekrarı 24/21

[24] Yasa'nın Tekrarı 26/12

[25] Yakup 1/27

[26] Mine Tan, “Çocukluk: Dün ve Bugün”, Toplumsal Tarihte Çocuk, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1994, s. 13

[27] Hacr: Birini malını kullanmaktan men etme, birine bir şeyi yasak etme. Bkz. Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, Aydın Kitabevi, Ankara 2008, s. 306 



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder